Archive for June, 2012

Proje Günlüğü – 12 Haziran 2012: “Batıklar”

 
 

Sevgili dostlar,

Geçen hafta büyük olaylarla doluydu. İlk olarak bir ekip toplantısı yaptık. 2 aydır ilk defa ekibimizin tamamı biraraya geldi. Önce Rudi’nin büyük ustası olduğu şarap ve çeşitli otlarla pişirilen deniz ürünü ve tavuklu İspanyol pilavı (paella) ile başladık. Bunun yanında birkaç şişe Rioja İspanyol şarabı ve bir şişe, trakyadan çok güzel bir Türk şarabı içtik. Ardından iyice ayılmak için kahvemizi içip konularımızı konuşmaya başladık. Nick Pasifik’te Papua Yeni Gine’den daha yeni dönmüştü, orada da hava burada Atlantik’te olduğu gibi kötü, deniz bulanıkmış. Genelde bu bölgede pek rastlanmayan bir durum. Dolayısıyla bu mesafeye tüm ekibimizle yakın zamanda bir seyahat planlamanın anlamsız olduğuna, istediğimiz görüntüleri alamayacağımıza karar verdik. David, Batı Karayip bölgesindeydi, dalış cenneti olan Cozumel’in bile yavaş yavaş düzelmeye başladığını ama oranın da kötü görüşten etkilendiğini söyledi. Projemiz ile ilgili de programın gerisinde kaldığımızı hatırlayarak en son çekmeyi planladığımız “Batıklar” ve “Mağaralar” bölümlerini ilk iki bölüm yapmaya karar verdik.

Ancak görüntülemeyi planladığımız batıklar oldukça derin. 30-50 metre arasında ve bu derinlikte genellikle görüş daha sığ mercan kayalıklarına göre çok daha iyi. Aynı şekilde gitmeyi planladığımız mağara sistemlerinde de genellikle görüş 40 metrenin üzerinde. Ama iyi haber kötü habersiz gelmiyor tabii. Bunlar şüphesiz çekeceğimiz en zor bölümler olacak. Bu nedenle ilk planımız bu bölümleri sona bırakmaktı. Böylece diğer bölümlerde yaptığım dalışları antrenman olarak kullanıp bu zor dalışlara hazırlanacaktım. Ekibimiz de aynı şekilde prosedürlerimize iyice adapte olmuş zor dalışlara hazırlanmış olacaktı. Bu bölümleri öne alıyor olmamız sebebiyle geçen hafta antrenman zorluğumu ve yoğunluğumu ciddi miktarda arttırdım. Bir örnek vermek gerekirse, bir Batık bölümü çekiminde çok muhtemelen her dalış günü 30-45 metre arası derinliklere 20-30 tane dalış yapacağım. Batığın bir noktasına dalış yaptıktan sonra akıntı muhtemelen 80-100 metre ileride yüzeye varmama sebep olacak. Bir sonraki dalışım için başlangıç noktasında geri yüzmem, bunu da tekrar tekrar yapmam gerekecek. Bu da neredeyse imkansız olacak derecede yorucu bir iş. Bu nedenle yüzey güvenlik dalgıçlarımız çıktığım noktada beni karşılayıp başlangıç noktasına gitmeme yardım edecek ki bir sonraki dalış için biraz dinlenebileyim o sırada. Bu kadar dalışı tamamlamak için derin dalgıçlar muhtemelen 3 saatlik bir dalış yapacak, bunun 45-60 dakikasını dipte geçirip ardından uzun bir dekompresyon yapmaları gerekecek. Ertesi gün aynı şeyleri baştan tekrar edeceğiz. Oldukça zor olmasına karşın programımızı çok aksatmamak için en iyi seçeneğimiz bu bölümlerle başlamak. Bu nedenle geçen haftasonu 2 tane batığa gidip malzememizi, prosedürlerimizi, su kalitesini test ettik. 3 fotoğrafta 1942’de Key Largo açıklarında bir alman u-boat denizaltısı tarafından batırılan bir İngiliz gemisi Benwood’u göreceksiniz. Daha derin fotoğraflar da Spiegel Grove gemisinden. Boyu 156 metre olan bu koca batık dünyanın en büyük yapay resifi olarak biliniyor. Spiegel 2002 batırıldı ve amaç dibe baş yukarı bir şekilde oturmasıydı ama malesef yan yattı. 3 yıl sonra Dennis kasırgasının inanılmaz dalgaları 40 metre derinlikteki bu gemiyi bile etkileyerek başta planlandığı düz duruma getirdi. Göreceğiniz gibi müthiş güzel bir bebek “Goliath” orfozunu takip ediyorum bu batıkta. Fotoğraftaki muhtemelen 3 yaştan daha genç ve 130kg civarında.

Herşey planladığımız gibi giderse “Batıklar” bölümümüzü en fazla 5 hafta içinde tamamlayacağız, ve emin olun, kaçırmak istemeyeceksiniz. Bir sonraki yazımızda buluşmak üzere.

Yasemin Dalkılıç

Proje Günlüğü – 10 Haziran 2012: “Mağaralar, Tüneller ve Kavisler”

 
 

Kuzey Florida Keys sularının mercan kayalıklarında karşılaştığımız yüzlerce mağara, geçit ve tünelde dalarak çok eğleniyor, hayran kalıyoruz. Bu yerler 6-8 metre derinlik ortalaması ile oldukça sığ ama olağanüstü mercan oluşumu, batıkları ve bereketli sualtı canlıları ile ünlü. Tahmin edebileceğiniz gibi bu kadar sığ olması sebebiyle yüzyıllar boyunca hazine dolu İspanyol kalyonlarından, pekmez varilleri taşıyan ve dolayısıyla ünlü Molasses Reef’ine isim veren iç savaş gemisine kadar pekçok gemi burada battı. Okyanusların karşı karşıya kaldığı ekolojik dengesizliğin dorukta olduğu bu dönemde bu bölge çok hassas bir dengeyi rahatça gözlemlememize sağlıyor. Yoğun tekne trafiği sonucu damir atılması ve dikkatsizce pervanelerin çarpması ile zedelenen mercanlar, asit yağmurları ve kasırgalar gibi pekçok zedeleyici durum ile karşı karşıya bu bölge. Bu yıl dalışlarımızda da bu sebeplerle, oldukça sık kötü hava ve bulanık sualtı gibi kötü şartlarla karşı karşıyayız. Fakat çok bol olan canlı çeşidi, miktarı ve mercan çeşitliliği sayesinde güzel sonuçlar alma konusunda ümitliyiz.

Proje Günlüğü – 10 Haziran 2012: “Antrenman”

 
 

Dalışlarımızın gidişatından öte, antrenmanım konusunda farkına vardığım bir konuyu sizlerle paylaşmak istiyorum. 10-20 yaş arası serbest daldığım dönemde en büyük antrenmanım dalmak, dalmak ve mümkün olduğunca çok dalmaktı. Bu hem tekniğimi geliştirmeme hem de dalış için kullandığım kas gruplarını güçlendirmeme yardımcı olmuştu. Bu sayede yaz boyunca, tüm gün 30-40 metrelere defalarca uzun dalışlar yapabiliyordum. Fakat 50 metreden öte derinliğe bir tane bile dalış yapamıyordum. Derinlik rekorları konusunda daha ciddileştiğim dönemde Rudi ile tanıştım ve daha derine gitmek istiyorsam, antrenman sistemimi tamamen değiştirmem gerektiğini söyledi.

Yaptığımın 400-800 metre koşularında uzmanlaşmış bir orta mesafe koşucusunun yaptığına benzer bir antrenman olduğunu, bu kişinin pekçok 100 metre koşusunu kaldırabileceğini ama rekortmenler kadar hızlı koşamayacağını hatırlattı. Bense bir kısa mesafe koşucusu gibi olmalıydım. Sadece 1-2 tane 100 meter koşusu koşabilen ama bunu çok daha hızlı yapabilenler gibi. Youtube’a gidip Usain Bolt’un Olimpiyattaki 9.58’lik koşusundan sonra röportajını izleyin, 20 dakika sonra bile nefes nefese, hala zor konuşabilmekte. Bu dediğimin birebir bir örneği. Vücut nicelik değil nitelik üzerine uzmanlaşmış durumda. Pekçok %70 kapasite performans için değil %300 kapasite bir tek performans için. 1999’daki ilk rekorumdan beri 13 senedir yaptığım antrneman buydu. Şimdi tekrar bunun tersini yapmam gerekli. Bu proje için çok derin olmayan derinliklere, defalarca dalış yapmam gerekiyor. Şimdiye kadar yaptığımız dalışlarda da kolayca yorulduğumu fakrettim. Bu nedenle bu proje için antrenmanımı değiştirmem gerektiğini farkettim. Bu tip antrenman daha zaman alan ve bir parça sıkıcı nitelikte ancak planlarımda yeni bir dünya rekoru olmadığını hatırlayarak bu projenin gereksinimlerini rahatça karşılayacak bir performansa ulaşmak adına yüksek performansımdan fedakarlık edebilirim.