13. Hafta, Nihayet ıslandığımız yer ve an

 
 

Miami’de evimize yeni dönmüş olmamız sebebiyle geçen haftanın raporunu yazmakta biraz geciktik. Jamaika’da 5 gün geçirdik, bunların 4′ünde dalış yaptık. Bu rekor hazırlıklarımıza başladığımızdan beri yaptığımız ilk dalış antrenmanı, Yasemin’in de 4 yıldır yaptığı ilk ciddi dalışı! Benim eski sporcum ve arkadaşımız, tümü serbest dalışın en zor kategorisi Desteksiz Sabit Ağırlık kategorisinde olan 5 serbest dalış dünya rekorunun sahibi David Lee’yi ziyaret ettik. David ünlü “Blue Lagoon”un çok yakınında yaşıyor, burası 51 metrelik girişi sığlıklarla kapalı olan, bu nedenle asla dalga veya çalkantı bile olmayan bir koy. Kıyıdan 100 metre olan bu dalış noktası pekçok rekorumuz için antrenman üssü olarak kullandığımız çok pratik bir yer. Ve işte burada, nihayet pekçok antrenman seansımızı gerçekleştirdiğimiz yerde, 2005′ten beri yaptığımız ilk derin dalış antrenmanında, kalplerimiz hatıralarla, kafamız sorularla dolu bir haldeyiz.

100 metrenin üzerinde bir rekora hazırlandığımızı düşünerek, 50 metre bizim standartlarımıza göre sığ bir derinlik, 50 metreye dalmanın ne faydası olabileceğini merak edebilirsiniz. Ancak bu dalış yeri inanılmaz rahat, uygun ve yılın her anı rahatça ulaşıp kullanabileceğimiz bir yerde. Dalmak için tekneye ihtiyacımız yok, deniz şartlarının değişmemesi sebebiyle minimal bir güvenlik ekibi ile çalışabiliyoruz, bu nedenle dalışların zorluk seviyesini artırarak daha derin dalışlara denk bir efor seviyesine getirip bu yeri en iyi şekilde değerlendirmeyi öğrendik. Bu şekilde hedeflerimize oranla Yasemin’in ne noktada olduğu hakkında iyi bir fikir edinebiliyorum.

Yasemin’den bu dalış döneminde ne bekliyordum? Buraya gelmeden önce neredeyse iki haftayı antibiyotik alıp çok az antrenman yaparak geçirdi. Bunun yanında sponsorlarla pazarlıklarımız sebebiyle büyük stres altındaydı, kulakları da yıllardır ciddi bir basınç altına girmemişti, dengeleme sorunu da 50 metrede bile yaşanabilecek birşey. Yani ilk 1-2 gün dalışları zorlukla yapmasını sonraki 2 gün daha rahatlamasını bekliyordum. Bu antrenmandan bekleyeceğim mantıklı, hatta iyi bir sonuç olurdu. Ama gerçekte Yasemin dalışları yerlebir etti, o kadar iyiydiki ikimiz de sadece mutlu değil epey şaşkındık.

Hergün dalışlara standart rutinimiz ile başladık. Bu rutinde Yasemin 5 dakika “facial immersion” yapar, yani yüzde maska gözlük vs olmadan yüzeyde rahatça yatıp nefes alıp verir, ardından 5 dakika NPSA (negatif basınç statik apnea) yapar. Burada Yas kısa bir nefes alıp sualtında yavaş yavaş nefesini verip ardından 40 saniye civarı bekleyerek sualtında mümkün olduğunca uzun zaman geçirmeye çalışır (pek derin değil, en fazla 1.5 metrede), bunu 5 dakika tekrar eder, sonuç olarak da 5 dakikanın 15-20 saniyesini nefes alarak 4:40′ını nefes tutarak veya vererek geçirir. Vücuttaki dalış modunu uyandırmanın çok iyi bir yoludur bu. Ardından 2 negatif basınç dalışı yapar. Yani 6-7 dakikalık bir nefeslenmenin ardından son nefesini alıp sonra yüzeyde nefesini verip 20 metre civarına dalar ve burada 45-60 saniye (çok acılı saniyeler) geçirir ve çok yavaşça yüzeye döner. Bu dalışlar benim antrenman sistemimin bir “trademark”ı gibidir. Bugün pekçok dalgıç bu sistemi kullanıyor fakat benim ekibim bu ısınma tekniğini ilk kullananlardı ve hala bunu sonuna kadar değerlendirerek kullanan tek ekip benimki. Çok, çok zor ve potansiyel olarak tehlikelidir bu dalışlar ama doğru yapılırsa Memeli Dalıcı Refleksini devreye sokmak, kulakları dengelemeye daha müsait hale getirmek ve dalgıcın kendini dalışa hazır hissetmesi için en ideal yöntemdir. Bu ısınmadan sonra bu antrenman dönemimizde Yasemin dalış yerimizin dibi olan 51 metreye 3 dalış yaptı ve dalış günümüzü böyle bitirdik. Bu dalışlardan çok daha fazla yapabilirdi fakat serbest dalıcıların 40-50 metreye yaptığı mükerrer dalışlar ardından dekompresyon hastalığı yaşamış olduğunun gözlenmiş olması sebebiyle dalış sayısını üçle kısıtlı tutuyorum ve ardından nitrojenin emilimini kolaylaştırmak için tüple Yasemin’in dekompresyon yapmasını istiyorum. Dalışları çeşitli kombinasyonlarda yaptık: sadece monopalet ile iniş ve çıkış, paletle inip ipten çekerek çıkmak, çıkışı ipten çekme ve palet vurma kombinasyonu ile yapmak, inişi bir ağırlık ve çıkışı bu saydığım tekniklerle yapmak ve ardından dalış süresini ve zorluğunu artırmak açısından dipte zaman geçirmek. Ağırlık kemerinde de değişiklikler yaptık: inişi kolay çıkışı zor hale getirmek için bazen ağır kemer kullandık, bazen hafif yapıp inişi zorlaştırıp çıkışı kolaylaştırdık. Tüm bunların ardından 51 metreye yaptığımız toplam 12 dalış ne noktada olduğumuz ve ne konularda çalışmamız gerektiği ile ilgili bize çok iyi bir fikir verdi. Şimdi Türkiye’de 3 hafta sonra daha derin bir dalış antrenmanı için hazırız. Şimdiden o zamana kadar geliştirmemiz gerektiğini gördüğümüz tüm noktalar üzerinde çalışacağız. Size de gelişmeleri bildirmeye devam edeceğiz ama şimdilik tüm engellere rağmen olmamız gerektiği noktadayız. Bu da harika bir haber!

2 Responses to “13. Hafta, Nihayet ıslandığımız yer ve an”

  1. I am very thankful to this topic because it really gives great information “,.

  2. Alondra Mann says:

    I discovered a book mark to this internet site from Christian Dillstrom – you are doing an awesome job as mobile & social media marketing mastermind is pointing towards you!