- 8 hafta – Nihayet derin suya daldığımız yer

 
 

Neredeyse altı yıl sonra derin su dalışlarımız için tekrar gittiğimiz Türkiye’den yeni döndük. Yaklaşık 16 saatlik uçuş, iki hafta boyunca devam eden röportajlar, TV çekimleri ve derin dalışlardan sonra nihayet evimizdeyiz ama hayli bitkin halde! Hatırlarsanız, buradan ayrılmadan önce Yasemin haftalarca antibiyotik kullanmak, antrenmanlarını azaltmak, gidip güçlenerek geri dönen inatçı bir griple savaşmak zorunda kalmıştı. Sonra Türkiye’ye gittik, ilk haftamız gazete, dergi röportajları ve Tv programlarının çekimlerinde geçti. Yasemin’in bunca yıl boyunca basınla hiç ilişkisi olmadığı halde anayurdunda hala bu kadar popüler olması hayret verici. Bu etkinlikler sponsorlarımıza bir tür karşılık vermek sayıldığı için elbette önemli ve gerekli ama diğer yandan da tabii ki çok yorucu. Özellikle de kıyaslandığında yanında New York’un sakin bir kasaba gibi kaldığı, bir yerden bir yere gitmenin dünyanın en çılgın trafiğinin ortasında saatler sürdüğü, kalktığın andan yattığın ana kadar kadar her dakikayı koşarak geçirmek zorunda kaldığın İstanbul’da olunca! O yüzden, dalış yerimize, yani Bodrum’a vardığımızda her ikimiz de yorgun, güçsüz, derin dalış sürecinde çok ihtiyacımız olan “Mojo”dan mahrum bir haldeydik, ama yine de yolumuza devam ettik.

Alışmamız gereken pek çok yeni şey vardı. Lojistik yönden yeni bir güvenlik ekibi, yeni bir tekne, yeni bir dalış yeri. Bunlar Yasemin için işleri kolaylaştıran veya zorlaştıran önemli faktörler. Teknik yönden de, her birinin dalış planlamasında, inişte, çıkışta, derinlikte farklılıklar yapabileceği, titiz hesaplamalar gerektiren yeni bir kızak, yeni bir monopalet, yeni bir dalış elbisesi. Yedi gün gibi kısa bir sürede ilgilenilmesi gereken pek çok şey.E n çok da biz kendimiz hafızamızı zorlamak, neyi nasıl yaptığımızı, çeşitli prosedürleri, teknikleri, rutinleri hatırlamak, uzun uğraşlardan sonra geliştirdiğimiz ama bunca yıldan sonra elbette anılarımızda biraz sislenmiş, tozlanmış olarak duran derin dalış bilgilerini tekrar hayata geçirmek zorundaydık. Nerdeyse her gün bir şeyi unuttuğumuzu ama unutmasaydık o anda ne kadar işimize yarayacağını görüyorduk ama haftanın sonunda herşey yoluna girmiş, herşey rutine oturmuştu. Ama zaman içinde hiç kaybolmayan en önemli şey Yasemin’in suyla bütünlüğü, sudaki akışkanlığı ve benim antrenör olarak her koşula hemen adapte olmamızı, antrenman sistemimizi uyarlamamızı sağlayan içgüdülerimdi. Hiç beklemediğimiz bir şey antrenmanlarımızı engelleyen, altı dalışımızı üçe düşüren kötü havaydı. Ben, buradaki kötü hava şartlarının iyi günler sayıldığı Atlantik kıyılarına alışık olduğumdan Akdeniz’deki “Hava Muhalefeti” sözüne gülerdim, ama rüzgar, akıntılar ve ısı faktörleri biraraya geldiğinde burada da dalışı imkansız hale getiren hava koşulları yaşadık, üç gün kadar. En kötüsü de o üç kötü günde denize çıkmamız, elimizden geleni yaptığımız halde, saatler sonra Tabiat Ananın kaprislerine yenilerek, gerek moral gerekse fiziksel anlamda tükenmiş olarak karaya dönmemizdi. Neyse, kötü şeylerden bahsettiğimiz yeter, neleri yapabildiğimize bakalım.

Planım ilk iki gün yeni kızağı, monopaleti ve dalış elbisesini denemek, kızağın ağırlık ayarlamasını yapmak, fren sistemini kontrol etmek ve yeni elbise ve paletlerle uygun çıkış tekniğini saptamaktı. Bu iki günü kaybedince dalışlarımıza 86 metre dalışıyla başlamak zorunda kaldık, gerçi bu kategori için bu derinlik sığ sayılır ama yinede eğer kızak fazla hızlı gider ya da fazla derine inerse, mesela kulak zarı yırtılmasına neden olabilecek bir derinliktir. Bu dalış Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunun 86.yılını kutlama gününe tesadüf ediyordu, bu sebeple böyle bir derinlik seçmiş, Cumhuriyete saygımızı bu yolla ifade etmek istemiştik. Cumhuriyet Dalışına oldukça geniş bir basın topluluğu katıldı. Basın mensuplarıyla yediğimiz öğlen yemeğinden sonra dalış grafiklerini incelemek için odamıza çekildik, Yasemin’in kulaklarının dalış sırasında zorlanmasına ve ağrımasına neden olan faktörleri araştırdık.
Yasemin’in dalış hızı 1.7 metre/saniyeydi ve bu dehşet bir hızdı, tabiiki 60 metreden daha derinde kulak dengelemeyi ciddi olarak engellemişti. Çıkış hızı iyiydi, Boy Tech’in yaptığı 7 mm kalınlığındaki dalış elbisesi ve yeni Waterway Glide monopalet çıkış hızının 1.4metre/saniye gibi güzel bir seviyeye ulaşmasına kesinlikle katkı yapmıştı. Bu Yasemin’in bugüne kadarki en hızlı çıkışı oldu. Ama yine de kızağa ince ayar yapmamız, biraz yavaşlatmamız, doğal olarak bizim prosedür ve uygulamalarımıza adapte olabilmek için biraz daha zamana gerek duyan güvenlik ekibimizle daha da uyumlu hale gelmemiz gerekiyordu.

Bu yüzden 4. Dalış günümüzde daha derin bir dalış yapmak istememize rağmen 60 metreye iki sığ dalış yaparak dalış sistemimizdeki ayarlamaları gerçekleştirmeye karar verdik. O gün en iyi günümüzdü, durgun bir deniz, fevkalade görüş vardı, hatta 4-5 balıktan oluşan bir lambuka sürüsü, o güzelim turkuaz ve altın sarısı renklerini ışıldatarak kızağın etrafında yüzüyorlardı, bu manzaralara Akdenizde artık giderek daha az rastlanıyor..Kızağın ideal ağırlığını belirledik ve Yasemin bu kolay dalışlardan çok zevk aldı. Bundan sonra daha derin bir dalış yapmaya karar verdim, bir 92 metre ve son olarak bir 100 metre dalışı. Ama gördük ki denizlerin efendisi Poseidon bize sadece bir güzel gün daha vermiş, hepsi o kadar. Bu yüzden sadece 92 metre dalışını yapabildik, ondan sonra bir daha dalamadık. O gün bile hava oldukça sertti, biraz akıntı, tek bir güneş ışınının bile giremediği kapkaranlık bir deniz, kızağı aşagı yukarı sallayarak Yasemin’in ritmini ve konsantrasyonunu bozan kaba dalgalar vardı.Hepsinin üstüne bir de güvenlik dalgıçlarımızdan dalış için her şeyin yolunda olduğunu bildiren OK sinyalini çok geç alabildik, sinirlerim çok gerildi ve nerdeyse dalışı iptal ediyordum. Yasemin beni sakinleştirdi, dalabileceğini söyledi ve devam ettik. İniş hala biraz hızlı olmasına rağmen iyiydi, çıkış ise olması gereken hızdaydı. Tüm dalış 2.09 dakika sürdü, böyle bir dalış için çok iyi. Yasemin yüzeye biraz kulak ağrısı ile vardı, ama hiç kas ağrısı ve yorgunluk yoktu, soluğu kesilmemişti. Daha da derine gidebilecek gücünün kaldığını hissediyordu. Dalış sonrası değerlendirme sistemime dayanarak ve pek çok faktörü de göz önünde tutarak o gün Yasemin’in kolaylıkla 115 metreyi başarabileceğini söyleyebilirim. İkimiz de çok mutluyduk doğrusu. Burada dalışın grafiğini ve dalışlardan ufak bir video kaydını da görebilirsiniz.

Herşeyi hesaba katarak söyleyebilirim ki antrenman dönemi bize umduğumuz sonuçları verdi. Amacımıza bağlı olarak nerde bulunduğumuzu, Aralık ayına kadar daha neler yapmamız gerektiğini biliyoruz. Antrenmanları nasıl düzenlemem gerektiğini, zayıf noktalarımızı, nelere odaklanmamız gerektiğini ve neleri yeterince iyi yaptığımızı biliyorum. Yasemin’in bu kadar başarılı olması da bizi cesaretlendiriyor, hele hala biraz hasta olduğu, kötü havadan da etkilendiği ve normal otel yemekleriyle beslendiği düşünüldüğünde. Bunlar ona hiç iyi gelmez! Oradayken fevkalade az yemek yedi, dün gece buraya vardığımızda 2.5 kilo vermiş olduğunu gördük. Ama gücünü ve sağlığını tekrar kazanması için yeterli zamanımız var, eğer yolumuza başka engeller çıkmazsa Aralık ayında çok formda olacaktır. Hiç şüphem yok, Yasemin sağlıklı kalabilirse bu rekoru kolaylıkla kıracaktır.

5 Responses to “- 8 hafta – Nihayet derin suya daldığımız yer”

  1. sümer says:

    Harika bir ekip çalışması ve sonu mutlaka istediğin gibi olacaktır …başarılar diliyorum tüm ekibe

  2. with such good news for us, thank you thank illumination

  3. Rhonda Winemiller says:

    this will likely never certainly not scare me; __;

  4. moto kurye,istanbul kurye,acil kurye…

    [...]- 8 hafta – Nihayet derin suya daldığımız yer « Yasemin Dalkilic[...]…