Ekim, Bodrum, 2. Bölüm: Bodrum’a varış ve hazırlıklar

 
 

25 Ekim 2009 Pazar sabah gün doğumuyla başlayan yolculuğumuz akşam saat 20:00 sularında Bodrum ‘da dalışın gerçekleşeceği ORAK adasına çok yakın olan, konaklama sponsorumuz Sea Garden oteline vardık. Resepsiyonda Yasemin ve Rudi ile karşılaştık. Bu karşılaşma anı sadece bir dakika sürdü. Çünkü mutlu çiftimiz evliliklerinin 10. yıl dönümünü kutlamak üzere acil olarak Bodrum merkeze gidiyorlardı ki bu da onların en doğal haklarıydı. Ertesi sabah teknede buluşmak üzere ayrıldık.

Ben ve güvenlik ekibim ilk önce araçlardaki birkaç tonluk eşyamızı tekneye boşaltmak veya bunu ertesi sabah gün ışığıyla yapmak alternatiflerinden birini seçmek durumundaydık. Bunun gece karanlığında yapılamayacağına karar vererek yemeğimizi yemeye karar verdik.

Akşam otelimizde harika bir akşam yemeğinin ardından odalarımıza çekildik. (Sonraki gecelerde bu harika akşam yemeğini özleyecektik…)

Ertesi sabah uyandığımızda ilk işimiz araçlarımızı tatil köyünün en uzak ucunda bulunan iskelede bağlı bulunan teknemize mümkün olan en yakın yere götürerek malzemeyi boşaltmak olmalıydı ve aynen öyle yaptık. Ancak araçlarımızla gidebildiğimiz en iyi noktadan tekneye mesafe yaklaşık 100 mt. idi ve bu mesafe boyunca iki kompresör, 20 kadar tüp, 8 kişilik dalış takımı, 100 kg. kurşun ağırlık, 20 kadar regülatör, tüm tamir araç gereçleri ve ilk yardım malzemeleri tekneye “manuel” olarak taşınmalıydı… Bizi harika bir sabah antrenmanı bekliyordu…

Aslında hiç birimiz bu işi yapmaktan gocunmazdık, gocunmadık da zaten. Ancak sağanak yağmur ve fırtına altında oradan oraya savrulurken ve tenimize fırtınanın tesiri ile birer kamçı gibi çarpan yağmur damlalarının altında bu kadar malzemeyi taşımak, oldukça “ıslak” bir deneyim yaşamamıza sebep oldu. Bu esnada da teknenin kaptanı “çabuk olun benim acil gitmem gerekiyor yoksa teknem iskeleye çarparak karaya oturacak” diye bağırıyordu. Bu bağrışmaların altında bir an Yasemin ‘in dalacağı orak adası açıklarına doğru gözümü diktim, Dünya ‘nın sonunu anlatan Amerikan yapımı filmlerden bir sahne gibiydi : Tam dalış noktasının üzerinde bir hortum vardı ve derhal bunu sualtı kameram ile filme aldım. Zaten sağanak yağmur altında başka bir kamera kullanmam da mümkün değildi.

Nasıl yaptık bilmiyorum ama 1 saat içerisinde 2 ton malzemeyi 100 metre mesafedeki tekneye yerleştirmekle kalmayıp, tekneye öylesine bırakılmış olan 20 kadar 50 lt lik dev helyum ve oksijen tanklarını da dikey pozisyona getirerek teknenin soluna ve sağına istifledik ve kalın halatlarla yerlerine sabitlemeyi başardık. Kaptan da sabrının sonuna gelmişti ve bizi tekneden dışarıya atarak kendisini iskeleye bağlayan iplerden birkaç saniye içinde kurtuldu ve malzemelerimizle birlikte ufka doğru hızla kaçtı.

Oldukça şaşkın ve yorun vaziyetteydik. Acaba Yasemin bugün dalacak mıydı ?

Asutay AKBAYIR

Comments are closed.