Ekim, Bodrum, 4. Bölüm: Cumhuriyetimizin 86. yılı onuruna 86 mt.ye dalış

 
 

28 EKİM 2009

27 Ekim 2009 akşam üstü Bodrum merkezde sanayi bölgesinde kızağın tamiri ve teknik bazı alışverişlerle geçti daha sonra otele geri döndük. 28 Ekim için basına da duyurusu yapılmış olan 86 mt. dalışı için hazırlık yapmamız gerekiyordu. Bu sebeple tüm gazlar tekrar planlandı. Ben 86. mt de, Gözde 70 mt. de, Derya 55 mt. de, Özgür 40 mt. de, İbrahim 30 mt. de Ahmet de 15 mt. de bekleyecektik. Buna göre hazırlıklara başladık. Tekrar gaz karışımları, tekrar analizler ve tekrar teknenin jeneratörü sebebiyle yaşanan aksiliklerle dolu zorlu bir gecenin ardından yine akşam yemeğini kaçırmış olarak gece yarısı odalarımıza çekildik. Ancak tüm bu zorlu gaz dolumlarımız esnasında hiçbir fedakarlıktan kaçınmayarak bize dilediğimiz kadar oksijen ve helyum sağlayan LINDE GAZ firmasına minnettar kaldım. Çok gelişmiş gaz analiz cihazlarımla yaptığım kontrollerde LINDE nin sağladığı oksijenin ve helyumun tahmininden çok daha iyi saflıkta olduğunu görmek beni rahatlatıyordu. Üstelik 50 lt. lik 200 barlık tüpleri de son derece iyi durumda ve bakımlıydı. Her tüpün üzerinde gaz ile ilgili tüm detaylar yazılı idi… LINDE nin işini son derece ciddiye alan bir gaz firması olduğunu düşünüyorum.

Bir önceki yazımda bahsettiğim gibi, Yasemin hepimiz için altın değerinde olan 26 ve 27 Ekim 2009 tarihlerinde kötü hava koşulları ve kızak sisteminin eğrilmesi sebebiyle dalış yapamamıştı. Biz teknik ekip olarak kendimizce yaptığımız antrenman dalışı ile güvenlik sağlamaya hazır durumda olduğumuza inanıyorduk. Teorik olarak tüm bilgileri almıştık, tecrübeli dalgıçlardık ancak tek bir eksiğimiz vardı : “O güne kadar Yasemin ile birlikte hiçbir dalış gerçekleştirememiştik”… Bu da oldukça önemli bir husustu 

Ufak tefek endişeler taşımakla birlikte 28 Ekim 2009 sabahı oldukça motive ve hazırdık !

Yasemin her zamanki gibi oldukça rahat ve dingindi.. Yasemin ‘in huzuru ile Rudi ‘nin kabul edilebilir sert hali bir araya geldiğinde ortaya çıkan ortalamadan ekip olarak memnunduk… Bize hala güvenlik konusunda bilgiler aktarılıyordu fakat Yasemin ile ilk dalışımızı basın yayın huzurunda gerçekleştirecek olmak ve bu dalışında 86. mt ye gerçekleşecek olması bizi biraz gerginleştiriyordu.

Henüz kızak sistemi denenmemişti. Bir evvelki akşam sanayide tamir ettirdiğimiz kızak acaba dalışa hazır mıydı ?

Dalış bölgesine vardık ve derhal hazırlıklar başladı. Tüm ekibin birinci önceliği kızak sisteminin 30 mt. ye yapılacak basit bir dalışla denenmesi idi. Bu arada kızağın ipinin dolanması ve yine kızakla ilgili birkaç teknik arıza ve aksaklık sebebiyle bu 30 mt. deneme dalışı da oldukça gecikti. Ben bu esnada “Asutay iyi ki kızağı sen yaptırmamışsın yoksa şu anda denize atlayıp kaçman gerekirdi” diye içimden geçirdim… Rudi benim bildiğim İngilizce ‘den çok farklı bir İngilizce kullanmaya başlamıştı… Kurduğu cümleler ve seçtiği kelimeler bana bir an doğduğum İstanbul Kasımpaşa ‘yı hatırlattı…. Ama kendisine de hak vermek gerekirdi… Aksiliğin bu kadarı da fazlaydı !

Yasemin hızlandırılmış bir “konsantrasyonun” ardından bir çırpıda kızakla 30 mt. ye inip çıkıverdi. En azından kızağı test etmeyi başarabilmiştik. Ancak bu test maalesef çoktan teknemize yaklaşmış olan basın yayın teknesinin önünde gerçekleşti… Rudi bana ve ekibe “Lütfen basına söyler misinizi bu bir deneme dalışıdır 86 mt. dalışı değildir” diyordu… Ancak basının bunu fark etmesi uzun sürmedi çünkü dalış şimşek hızıyla gerçekleşmişti ve bunun bir 86. mt dalışı olması mümkün değildi… Güvenlik dalgıçlarının 4 tanesinin henüz teknede olması da bunun en basit göstergesiydi.

30 mt. deneme dalışının ardından biz derin güvenlik dalgıçları da donanımlarımızı kuşanıp birer birer suya girmeye başladık. Teknenin sol tarafından dibe doğru, bir evvelki gün satın aldığımız halatımızı sallandırdık ve akıntı sebebiyle Yasemin ‘in iniş halatı ile dolanmaması için kendi halatımızın altına 25 kilo ağırlık bağladık. Planlarımıza göre bu iniş ve çıkışı bu halattan gerçekleştirecek fakat Yasemin ‘in inişi ve çıkışı esnasında güvenlik sebebiyle onun halatına yaklaşacaktık. Ne kadar durmamız gerektiği ise ayrı bir bilmece idi çünkü kızağın iniş sırasında güvenlik dalgıçlarına çarpması ya da yanlışlıkla ipe değerek kural ihlaline sebep olmamız gibi aklımızda tutmamız gereken bir çok faktör vardı ve bu faktörlerin antrenmanı ilk kez ve kamu huzurunda 86. mt dalışı olarak gerçekleşecekti. İçimden Asutay bugün kalpten gitmezsen hiçbir zaman gitmezsin diye düşündüm ancak tabiî ki bunu ekibe hissettirmeden herkesin birer birer donanım kontrollerini yaparak suya bıraktım. En son da kendim hazırlanarak suya girdim.

Tam bir sessizlik vardı. Düzinelerce video ve kamera bizi seyrediyordu. Biz teknenin solunda inişe hazır halde bekliyorduk. Her şey mükemmel olmalıydı, tüm dalgıçların kaçıncı saniyede kaçıncı metrede hangi pozisyonda olması gerektiği planlanmıştı. Birimizin yapacağı bir hata Yasemin ‘in dalışını aksatabilir ya da acil bir durumda hazır olmamamıza yol açabilirdi. Bu ilk denememiz olacaktı ve Yasemin 86 mt ye iniyordu. İçindem “Allahım keşke hava durumu müsaade etseydi de en azından daha önce bir kez Yasemin ile dalabilmiş olsaydık” diye geçirdim…

Rudi ‘nin işareti ile 6 dalgıç alçalmaya başladık. 15 mt. derinlikte bir an için durduk ve derin su dalgıçları gaz değişimi yaptılar. Birkaç saniyelik bu duruşun ardından iniş devam etti. Birkaç dakika sonra ben 86. metredeki pozisyonumu aldım ve dip kamerasını açtım. Kızağın duracağı derinlikte bulunan halat düğümünün derinliğini ölçtüm ve her şeyin yolunda olduğunu test ettikten sonra üstteki dalgıca OKEY işaretini vererek beni görmesini umut ettim, onun da bir üst dalgıca OKEY işaretini verdiğini hayal meyal gördükten (hissettikten) sonra OKEY işaretinin yüzeyde bekleyen RUDI ye kadar görünür bir şekilde ulaşabilmesi için dua etmeye başladım.

Gözümü ipe dikmiş yukarı doğru bakarak Yasemin ‘i bekliyordum elimde onun dibe vardığını anlatmak için birbirine vurarak ses çıkarmam istenen demir parçaları vardı… Kısa bir süre sonra dibe doğru yaklaşmakta olan kızağı fark ettim ve ipe iyice yaklaştım. Yasemin son derece huzurlu fakat sanırım “biraz fazla hızlı” bir şekilde yanıma indi ve kızak düğüme çarparak durdu. Ben kendisini gerek elimdeki demirleri birbirine vurarak gerekse (kendi istediği için) bağırarak destek olmaya ve kutlamalar gerçekleştirdim. Aşağısı adeta panayır yeri gibiydi, tek başıma o kadar gürültü yapabildiğime sonradan kamera kayıtlarını seyrettikten sonra kendim de hayret ettim… Yasemin başarmıştı !

Ancak tabiî ki biz güvenlik dalgıçlarının yüzeye gelmesi Yasemin ‘in ki kadar kolay olmayacaktı… Çünkü özellikle 86 mt. ve 75 mt. dalgıçlarının soluduğu gazlar içerisinde bulunan helyumun bir vurguna yol açmaması için yukarıya çıkışımız ve dekompresyonumuzun yaklaşık 45 dakika sürmesi gerekiyordu.

45 dakikalık dekomu bitirip yüzeye doğru yaklaştığımda 5 dalgıcımın birden beni 5 mt. derinlikte karşıladığını görmek beni büyük bir mutluluğa boğdu. Bir kez daha ekibime güvenebileceğimi anladım, sudan çıkmadan beni beklemişlerdi… Ancak biraz daha düşününce aslında ufak bir hata yapıldığını anladım zira en azından sığ suya dalmış olanların tekneye çıkıp Rudi ve kaptana dipteki kızak, kızağın ağırlıkları ve güvenlik dalgıçlarının ipi ile ağırlıklarını 86 mt den tekneye çekmek için yardımcı olmaları daha uygun olurdu… Nitekim tüm dekolarımı bitirip tekneye geldiğimde aynen dediğim gibi jet süratiyle yüzlerce kiloyu dipten tekneye çekmek zorunda kaldık. Ancak tahmin edebileceğiniz gibi bu işlem pek de jet sürati ile gerçekleşemiyordu… Çok büyük efor gerektiren bir işlemdi…

Yasemin kendinden bekleneni yapmış ve olgun bir rekortmen olarak güvenlik ekibinin yüzeye gelmesini bekleşmişti. Bizi orada bırakıp sürat teknesi ile basın toplantısına da gidebilirdi ama bunu yapmadı. Ekibin sağ salim sudan çıkmasını bekledi… Bu beni o gün en mutlu eden konuydu…

Tüm ağırlıklar ve iplerle kızak tekneye çekildikten sonra daha fazla vakit kaybetmemek için Yasemin, Rudi ve ben sürat botuyla otele yetiştik. Otele vardığımızda inanılmaz kalabalık bir basın ordusu bizi bekliyordu. Canlı yayın aracı bile vardı… (Ancak sanırım gecikmemiz uydu frekansını kaçırmamıza bu da canlı yayın şansını yitirmemize yol açmış) Derhal masadaki yerlerimizi aldık ve basın açıklaması başladı. Yasemin, Rudi, ben ve Turkcell yöneticisi dört kişi olarak basına açıklamalar yaptık. Basının ilgisi tahminlerimizin çok ötesindeydi…

Bu toplantıda Yasemin ‘in kıracağı Dünya Rekoru “ana konu” olmakla birlikte ben de büyük bir hevesle “İlk kez tamamı benim tarafımdan yetiştirilmiş ve tamamı Türk güvenlik dalgıçlarından oluşan bir teknik derin dalış ekibinin Yasemin ‘in güvenliğini sağlıyor olması ile ilgili gururumu dile getirmeye çalıştım…” Bilmem ne kadar başarılı oldum ya da ne kadar dinlendim ama bu başarıya imza atan ve Türkiye ‘de bir ilki gerçekleştiren ekibimle gurur duyuyorum. Onlar da kendileriyle gurur duymalılar…

Gün basın üyeleriyle birlikte yenen gecikmiş bir öğle yemeğin ardından sona ermedi… Ertesi gün Yasemin iki tane 60 mt dalışı yapmaya karar vermişti. Bu dalışlar ardı ardına gerçekleşecekti. Bu da dalış amirliğini yaptığım bu organizasyonda bana oldukça karmaşık bir planlama yapmam gerektiğini hissettiriyordu. Elimde 6 güvenlik dalgıcı vardı ve Yasemin 10 dakika ara ile 60 mt. derinliğe iki dalış yapmak istiyordu… Gece düşünmek ve plan yapmakla aynı zamanda da uygun gazları karıştırıp hazırlamakla geçecekti… O gece de yemeği kaçırdık ama en azından bu sefer İbrahim ve Ahmet tekneye birer hamburger getirdiler… Bu hepimize iyi geldi…

Yarın ki yazımda 6 güvenlik dalgıcının 10 ar dakika ara ile iki adet 60 mt. dalışı gerçekleştiren Yasemin ‘in güvenliğini nasıl sağladı ve dalışlar nasıl geçti bundan bahsedeceğim. Şimdilik herkese iyi akşamlar…

Asutay AKBAYIR

5 Responses to “Ekim, Bodrum, 4. Bölüm: Cumhuriyetimizin 86. yılı onuruna 86 mt.ye dalış”

  1. Kagan Kurtulus says:

    tebrikler!

  2. koray says:

    özel bir proje için size ulaşmaya çalışyorum
    bana geri dönüş yaparmısınız lütfen

  3. Tekneler says:

    Çok güzel bir yazı tebrik ederim devamını bekliyoruz.

  4. Hosting says:

    Oncelikle basarilarinizin devamini dilemek istiyorum sonrasinda ise gecmis olsun gecenlerde yapmis oldugunuz denemede sanirim solunum sorunu yasadiniz turkiyenin adini ve kendi adinizi iyi bir sekilde duyurmakistediginizden eminim daha gercekci bir anlsayisla bu isi en iyi kosul ve sartlarin saglandigi bir ortamda yapmaniz bence daha mantikli caninizin kiymetini bilin sizi kaybedersek uzuluruz saygilar