Proje Günlüğü – 17 Aralık 2012: 2012 yılı ile ilgili düşünceler…

 
 

Sevgili dostlar,
DSC_16992012’nin neredeyse sonuna geldiğimize inanamıyorum, Cantek ile neredeyse bir sene önce bu projeye başlamak üzere anlaştık ama sanki sadece birkaç ay evvelmiş gibi geliyor. Bu proje benim için yaptığım diğer çalışmalardan çok farklı idi. Dünya Rekorları söz konusu olduğunda aylarca aralıksız robot gibi antrenman yapar, dünyaya, olan bitene bakacak pek fırsat bulamaz sonra 2 haftada kasırga gibi bir tempoda dalışları rekor denemesini tamamlayıp projeyi sonlandırırdık. Bu projede ise daha önce gözümden kaçabilen pekçok büyük küçük olayı gözlemleyebiliyorum. Attığımız her adımı etkileyen olayların bu proje ile ilgili son derece yavaş yol almamıza sebep olması oldukça moral bozucu idi ama diğer yandan bir nefes alıp gelişen durumları görmek, dünyamızı ve herşeyden önemlisi kendimizi tanıyabilmek güzeldi. 2012’de gözlemlediğim birkaç şey şunlar:

Okyanuslarımız ölüyor
Artık inkar etmek mümkün değil, bu kabul etmemiz gereken kötü bir gerçek. Daldığımız heryerde sualtı yaşamı inanılmaz bir şekilde azalmış ya da yok olmuş durumda. Gezegenimizin %75’ini denizlerimiz kaplıyor ise ve biz bunu bu derece yok edebildiysek, okyanuslar bizi koruyan bir filtre görevi göremediği zaman bizim yaşadığımız çok daha küçük alanı tüketmemiz ne kadar sürecek? Dahası…

Küresel ısınma bir gerçek ve hava olayları kötü yönde değişmekte
Gezegenimiz her geçen gün daha sıcak bir hale geliyor, bu da okyanuslardaki hayattan dağların sağlığına, atmosferin kalitesine dek pekçok şeyi etkiliyor. Isınan hava sebebiyle kasırgalar hızla artıyor. Birkaç yıl önceye kadar çok net hava olayları, dönemleri vardı. Örneğin ilkbahar yağmurları, sıcak güzel havalı yaz mevsimi ve sakin denizli kış ayları. Bu normlar belki milyonlarca yıl devam etti. Fakat artık bunu söylemek mümkün değil yaz, sonbaharın kış ile çakışması sonucu kış aylarında dinmek bilmeyen fırtınalar oluyor. Baharda yeterince yağmur yağmıyor ve gezegenimiz bu değişimlere tahmini zor ve tatız bir şekilde cevap veriyor. Ama…

İnsanlar umursamıyor
Pekçok bilimadamı ve çevreci insan bu durum ile ilgili çaresizliğe kapılıyor fakat insanlığın çok büyük bir yüzdesinin hiç umrunda değil bu. Fakir ülkelerde insanlar hayatını sürdürebilme derdi ile savaş vermekle meşgul, zengin ülkelerde de insanlar hayatlarının materyalist kalitesini artırmakla meşgul. Kısacası ya bilinçsizlik ya eğitimsizlik sonucu gelecek nesilleri nasıl bir gezegenin beklediği umarlarında değil. Burada amacım alay etmek değil, gerçekçi olmak. Benim gibi pekçok kişi çevre sorunları ile ilgili seminerler düzenliyor ama her geçen gün daha az insan bunlara katılıyor. Bu tip amaçlara pekçok sponsor olan firma varken artık firmalar da bu tema ile eskisi kadar ilgilenmiyor çünkü dünyamızı kurtarma temasının modası geçti, eski haber oldu bu. Ben bu amaç için savaşmaya, gezegenimizi ve denizlerimizi kurtarmaya çalışmaya devam edeceğim ama acaba bu savaşta başarılı olabilecek miyim? Bu sebeple…

Keşif ve Macera filmlerinin neredeyse soyu tükendi
Bu konuya ilginin azalması sonucu üzerinde çalıştığımıza benzer filmlere ilgi azaldı. Projemize ilgi yüksek ama yıllar öncesine oranla bu temalarla ilgilenen insan sayısı çok daha az. Discovery Channel, National Geographic gibi büyük kanalların profiline bakarsanız programlarının çok büyük bir çoğunluğunun keşif ve macer ile ilgisi olmadığını, “Reality TV”nin genel içeriği oluşturduğunu görebilirsiniz. Yaptığımız tipte çalışmaların gerektirdiği, malzeme, personel ve ulaşması zor yerlere seyahatlerin gerektirdiği çok yüksek maddi manevi emek düşünüldüğünde yaptığımız bir risk aslında. Ancak…

Yaptıklarımız hala fark yaratıyor
Çoğunluk umursamadığı için izlediğimiz yoldan çıkmamamız çok önemli. Pekçok kişi hala söylediklerimize ve izlettiklerimize değer veriyor. Bu nedenle bu tip programlar yapılmaya devam edilmeli. Bu bizim manevi ve ahlaki görevimiz. Yaptığımız şey zor, riskli veya dönüşü az diye yapmaktan vazgeçmemeliyiz. Hala Cantek gibi mesajımızı insanlara taşımaya ve şirket olarak da yaptıkları ile bir fark yaratmaya kararlı firmalar var. Discovery veya National Geographic gibi devler daha çok reklam satabilmek için daha az önemli konulara konsantre olmayı tercih etse bile. Çok şükür herşeyin para anlamına geldiğini düşünmeyenler hala var. Bu nedenle…

Mükemmeliyetçilik önemli
Karşılaştığımız, projemizi geciktiren problemler sonucu kolay ulaşılabilen, kolay çekilebilen, nadir olmayan canlılar içeren bölümleri hızlıca hazırlamak yerine asıl amacımızı takip edip eşsiz yerleri ve canlıları görüntülemeyi seçiyoruz. Discovery ve National Geographic’deki sualtı programlarının çok büyük bir kısmının konusunun köpek balıkları olduğunu görebilirsiniz. Bahamalar’a son seyahatimizde 5 ayrı film ekibi köpek balığı çekimi yapıyor etraftaki çok eşsiz pekçok canlıyı umursamıyordu. Amacımız hergün televizyonda gördüğümüz ve bıktığımız sualtı programları yerine eşsiz sahneler ve yerleri paylaşabilmek. Mükemmeliyetçi olmak zor ama bizim için kabul edilebilir tek çalışma şekli bu. Belgeselimizin adı “Dünyanın İnanılmaz Dalışları” ve amacımız bundan aşağı birşey göstermemek. Ve son olarak…

Sabır en değerli meziyettir
Projemizde yavaş yol almak moral bozucu idi fakat bundan etkilenmek çok daha kötü olurdu çünkü negatif enerji yapılan herşeye yansıyor. Herkes için her alanda geçerli olmak üzere, sabırlı olmak, pozitif kalmak ve bu huzur ve pozitif enerjiyi işe yansıtmak, yaptığın şeyin tadını çıkarmak başarı için şart. Acele içinde iken sabır ile hareket etmek her zamankinden daha önemli.
Çok yakında ikinci bölümümüzü yayınlayacak ve “Mağaralar” bölümü ile ilgili çekim günlüklerimizi ve notlarımızı paylaşmaya başlayacağız. Bu inanılmaz görüntüleri paylaşmayı dört gözle bekliyorum…

2 Responses to “Proje Günlüğü – 17 Aralık 2012: 2012 yılı ile ilgili düşünceler…”

  1. vdfn.90543 says:

    Vostok Gölüne ya da Britanyalıların ulaşacakları civardaki bir başka göle dalacaksınız galiba. bir insan vücudunun geçebileceği kadar genişlikte dört kilometre yolculuk yaparak milyonlarca yillik sularda gezecek ve yaşayan canlıları inceleyeceksiniz. sıcaklık zaten genellikle daldığınız sıcaklıkta olacak, ve devlet başkanlarının içtikleri suyu yüzerken içeceksiniz. Peru’daki madenciler için NASA bir başka deprem için tedbirli olmuşlardı ama buz fazla hareket etmiyor.

    geçen ay Mutlak Sıfır KApısından geçildi Münih Üniversitesinde, evrende ezeli ve ebedi enerjiden dolayı sıcaklık Mutlak Sıfırdan üç derece sıcak ve Higgs Bozonları CERN’dekilerin Babalarına Hürmet Ömürlerine BEreket herkese ulaştırıldı, Süperiletkenlik ve iletişim sözkonusu, devirdaim makineleri şimdi mümkün ve uzay yolculuklarında az yakıt kullanılacak. Yıldızlar çeşitli mineralleri ürettikten sonra demiri üretiyor ve manyetik alan tutmağa başlıyor evrendeki enerjilerden. evrende gezegenlerin ağırlıkları yok. ve Mutlak Sıfır KApısında, düzenlenmiş bir ortamda manyetik alan ve ışık kaynağı mevcut.

    ayrıca SAnayi Devriminin kömürü suyu ve demiri ile bilinen Asteroid Kuşağından tutup tutup getirecekler birkaç sene içinde ve Otoyolu inşa edecekler ve Asteroid Kuşağı Olan GEzegeni inceleyecekler. NASA mağaralarda, Asteroid Kuşağını misafir eden GEzegenlerdeki Ailelerle görüşmek üzere hazırlanıyor. sizin de kaldığınız Sualtındaki UNCW MErkezindeki araştırmalar Mağaralara kaydırılmış anladığım kadarıyla, yani Britanya, Sualtı yerine Meryem Anayı tercih etmiş. Vostok Gölünde ve civardaki göllerde benzeri bir ortam araştırılacak galiba.

    siz YAsemin DAlkılıç, sağlıkta ve mutlulukta Vostok Gölüne ulaşmak ister misiniz?