Serbest Dalış Sporu

 
 

Yaşadığımız yoğun, hızlı yaşam içerisinde birçok insan doğal olarak kendini bu tempodan tamamiyle farklı hissedeceği bir ortam arıyor. Bunun bir efektif yolu ise sualtı. Sessizliği ve güzelliği ile tamamiyle kendinizle başbaşa kalabildiğiniz, inanılmaz dengesine hayranlık duyabildiğiniz çok özel bir ortam. Biraz yarışmacı ruhu olanlar ise bu deneyimi en doğal yolla yaşamak istiyor. Nefes tutarak yapılan bir dalış sırasında dalıcı bu güzelliği hayranlıkla izlerken, aynı zamanda ulaşabildiği noktaya kendi fiziksel becerilerini kullanarak, doğasının dışına çıkarak gelmiş olmanın tatminini yaşıyor. Ulaştığı ödülü hakedebilmek için çalışmış olmanın verdiği zevk ve tatmin.

Serbest dalış uzun yıllar önce balık, sünger, inci avcılığı, vs. şeklinde insanın sualtının zenginlikleri ile geçimini sağlaması amacı ile başladı. Günümüzde de bu sporun en yaygın uygulanış şekli sualtı avcılığı. Fakat zaman içerisinde birçok insan bu sporu farklı amaçlarla yapmaya başladı. Bunların bir kısmı sualtının güzelliklerini nefesini tutarak, limitlerinin dışına çıkarak yaşamak isterken bir grup insan da büyülendiği bu dünyada kendi limitlerinin nereye kadar ulaştığını görmeyi, insanoğlunun sınırlarını zorlamayı amaçlıyor. Yarışma amaçlı serbest dalışın başlangıcı olarak kabul edilen bir dalış 1911 yılında gerçekleştiriliyor. İtalyan donanmasına ait bir geminin çapanın 77 metre derinliğe düşmesi sonucu donanma bu çapayı kurtarmak için bir dalıcı arar. Bu çapa için birçok dalıcının hayatına mal olan dalışlar yapmasının ardından yunan sünger avcısı Yorgos Haggi Statti inişini ayaklarına taş bağlayarak ve çıkışını ipten kendini çekerek gerçekleştirdiği 3 serbest dalış ile bu çapayı kurtarmayı başarır. Bunun ardından resmi bir dünya rekoru olarak kaydedilen ilk dalış 1949 yılında Raimondo Bucher tarafından gerçekleştiriliyor. Raimondo Bucher 30 metreye üzerine ağırlık bağladığı zıpkınına tutunarak dalıyor. Bunun ardından dünyanın birçok ülkesinden serbest dalıcı dünya rekorunu geliştirme amacı ile dalışlar yapıyor. 20. Yüzyılın ikinci yarısından itibaren aktif ve yaygın olarak yapılan serbest dalış bir spor dalı olarak büyük bir ilgi uyandırmaya başlıyor. İnanılması güç bu derinliklere ulaşılmasının ardından doktorlar insan ciğerinin 50 metrenin üzerinde bir dalışı kaldıramayacağını, bunun gerçekleştirmesi halinde ciğerlerin çökeceğini iddia ediyorlar. Bu sırada Derinlik Sarhoşluğu (The Big Blue) filminden birçoğumuzun hatırlayacağı bu sporun efsanevi iki dalıcısı yoğun bir mücadele içerisine giriyorlar. Bu dalıcılar Enzo Maiorca ve Jacques Mayol. Enzo Maiorca’nın 50 metreye dalarak başlattığı bu mücadele yıllar sonra Jacques Mayol’un 106 metreye yaptığı dalış ile son buluyor. Fakat bu ve bu dönem içerisinde dünya rekorları gerçekleştiren dalıcıların dalışları doktorların savunduğu teorinin aksini ispatlıyor. Yıllar içerisinde bu sporcular üzerinde yapılan birçok deney sonucu, insanoğlunun sualtında balina, yunus, fok gibi deniz memelilerinin olağanüstü derinliklere inmesini sağlayan değişimleri yaşadığı gözleniyor. Karada gözlenemeyen dalıcı memeli refleksi olarak adlandırılan fizyolojik değişimler, vücuttaki hava boşluklarının yüksek basınç nedeni ile çökmemesini sağlarken yüksek basınç altında nefes tutma şartlarında vücut rezervlerini çok farklı bir şekilde dağıtıp dengeleyerek hayatsal fonksiyonların sürdürülmesini sağlayacak minimum şekilde vücudun oksijeni değerlendirmesini sağlıyor. Yani dalıcıların doğası dışında yaptığı bir aktivitede limitlerini zorlaması insanın bilinmeyen akuatik potansiyelini ortaya çıkarıyor.

Günümüzde serbest dalışın ulaştığı nokta oldukça farklı. Bu sporun daha yaygın uygulanışı sayesinde insan fizyolojisi üzerinde sualtında görülen değişimler açıklanabiliyor, avcılık, zevk veya yarışma amacı ile dalan serbest dalıcıların performanslarını geliştirebilmesini sağlayan antrenman teknikleri uygulanıyor. En önemlisi ise kurallar takip edilerek yapılmadığında riskli bir spor olan serbest dalışın uzun yıllar süren gelişimi içerisinde birçok kişinin hayatını kaybetmesinin ardından, artık “güvenlik” konusu gündeme geliyor. Şu an bir serbest dalıcının rekor gerçekleştirebilmesi için oldukça kompleks bir antreman sistemi uygulaması gerekiyor. Bu yönde geliştirilen antreman metodları sporcunun çok çeşitli kara antrenmanları ile güç ve dayanıklılığını artırmasını sağlarken, bir yandan bu gücün kasların oksijenle yeterli olarak beslenemediği şartlarda maksimum verimlilikle kullanılabilmesini sağlamayı hedefliyor. Antrenmanın ötesinde sporcuların yüksek dalış performansına ulaşabilmesi çok özel malzeme seçimi ile mümkün oluyor. Uzun yıllar yaygın olarak kullanılan plastik paletlere oranla tepki süresi oldukça kısa olan karbon paletlerin kullanılması, kullanımı yaygın çift paletler yerinde monopaletin kullanılması, hidrodinamiği artıran pürüzsüz yüzeyli dalış elbiselerinin kullanılmasından, basınç altında sıkışan dalış maskesini dengelemek için kullanılan havanın vücutta değerlendirilmesi amacı ile üretilen lenslere, veya özel bir mercek ile içi su doluyken sualtında görmenizi sağlayan gözlüklere kadar ilerleyen, malzemede ciddi bir teknolojik gelişim mevcut. Tüm bu gelişimler sayesinde sporcuların oldukça yüksek derinliklere ulaştıkları dalışlar güvenlik konusunda da ciddi bir çalışma gerektiriyor. Avcılık amaçlı dalışlar sırasında dalış eşi ile oluşturulabilecek bir güvenlik sisteminin başarılı sonuç verebilmesi için dalıcıların gerçekleşebilecek tüm acil durumlar için hazırlıklı olmasını sağlayan bir sistem yeterli olurken çok daha büyük derinliklerin ulaşıldığı yarışma amaçlı serbest dalışlar serbest dalan bir dalış eşinin dışında acil durumlar için eğitimli birçok tüplü dalıcının kısa aralıklarla belli derinliklerde bulunarak destek vermesini gerektiriyor.

Serbest dalış halen hızlı bir gelişim içinde bulunan bir spor. Hatta uygulanışının oldukça yaygınlaştığı son yıllarda, ilginin artması sebebiyle bu sporun gelişimi de aynı oranda arttı. İyi bir sualtı performansına ulaşmak veya yarışma seviyesinde bu sporu yapmak ve geliştirmek fizyoloji, antrenman teknikleri, beslenme, malzeme, güvenlik ve bunun gibi birçok konuda sürekli gelişimleri takip etmeyi gerektiriyor. Buna örnek olarak 1999 yılında, serbest dalışın benim için profesyonel bir kariyer haline gelmesinden beri uluslararası boyutta serbest dalışı, rekortmenleri çok daha büyük bir dikkatle inceliyorum. Son üç yıl içerisinde tüm diğer rekortmen dalıcılarda gözlediğim gibi antrenörüm Rudi Castineyra’nın benden önce iki dünya şampiyonu yetiştirmesini sağlayarak ispatlanmış olarak değerlendirilebilecek bir sistemde bile oldukça büyük ve ciddi değişimler gerçekleşti. Şu an bir rekora ulaşabilmek için uzun ve ağır bir antrenman döneminin ardından, tüm antrenman dönemine göre çok küçük bir kısım olan rekor öncesi dalışlarda bile sistem büyük bir detay ile incelenmek zorunda. Her dalış öncesi dalınacak derinliği ve rekor dalışında ulaşılması hedeflenen dalış süresine oranla bu dalışın gerçekleşmesi gereken süreyi belirliyor, dalış sonrasında dalış profilini bilgisayar yükleyip iniş ve çıkış hızını değerlendirip, süre için uygun ayarlamaları yapmak üzere teknik ve malzeme üzerinde değişiklikler yapmamız gerekiyor. Güvenlik ekibinide her dalış öncesi yaptığımız teknik değişikliklerden haberdar edip, onların da buna uyum sağlamaları için farklı görevler üstlenmelerini bekliyoruz. Aynı şekilde dalış öncesi ve sonrası vücudun durumunu, kimyasal dengesini değerlendirip diğer antrenmanları ve beslenmeyi buna göre ayarlamamız gerekiyor.

Yani serbest dalışın şu gün ulaştığı nokta oldukça ileri, fiziksel ve teknolojik açıdan oldukça gelişmiş ve bu gelişim büyük bir hızla devam etmekte. Bu nedenle bu sporla ilgilenenlere tavisyem uluslararası boyutta yeralan bu gelişimlerin yakından takip edilmesi. Bu performans açısından çok daha üst noktalara gelmemizi sağlarken, güvenlik açısından da daha eğitimli ve hazırlıklı olmamızı sağlıyor. Türkiye’de de hızla gelişen serbest dalış sporunun ihtiyaçlarına ayak uydurmak için çok önemli bir çalışma olduğuna inandığım bu dergi sayesinde, bu konudaki tartışmalar, bilgi aktarımları ile bu gelişimi tüm serbest dalış tutkunlarının takip edip değerlendirebileceğine inanıyorum.

Yasemin Dalkılıç

Comments are closed.