Archive for the ‘Blog & Haberler’ Category

Dünyanın İnanılmaz Dalışları, 1. Bölüm – Batıklar

 
 

Proje Günlüğü – 2 Temmuz 2012: “Hayatımın en zor dalış günü!”

 
 

Herkese merhaba,

Geçen yazımızda “Batıklar” bölümünün en zoru olacağını yazarken kendim bu sözlerin ne derece doğru olduğunu farkında değilmişim. Haftasonu iki gün USS Spiegel Grove batığında daldık ve hayatımın en zor dalış günleriydi diyebilirim. Spiegel 156 metrelik boyu ile dünyanın en büyük yapay resifi, batırılmadan önce de deniz kuvvetlerine ait, daha ufak askeri gemilerin arkasında açılan platformdan yüzerek tamir için bu geminin içine girip vinç ile kaldırılabildiği bir gemiymiş. Hatta ayni zamanda 8 tane helikopter, tır, tren vagonları gibi taşınması veya tamir edilmesi gereken herşeyi üzerinde taşıyabilirmiş. Bundan geminin ne kadar büyük olduğunu anlayabilirsiniz. Bu batık şu an Key Largo açıklarında inanılmaz yüksek akıntı olan bir noktada duruyor ve görüş de oldukça az. Akıntı o kadar fazla ki yüzeyden ayrılıp geminin 28 metrede başlayan güvertesine ininceye kadar çok rahat 70-80 metre yatay yol alıyorum. Gemiden uzaklaşmamak için de çok büyük efor sarfediyorum. Gemiye ulaşınca da çoğu zaman geminin üzerindeki parmaklık gibi yerlerden tutunarak ilerlemem gerekiyor. Bu kadar büyük bir gemide bu şekilde yol almak da inanılmaz yavaş. İşin en kötü yanı iyi bir oryantasyon sağlayamamak. Geminin bu kadar uzun olması ve görüşün çok az olması sebebiyle nerede olduğumu anlamak epey vakit alıyor. Yüzeyde bomboş maviliğe bakarken de daldığımda istediğim yere varmayı hesaplamak imkansız gibi birşey. Dün nihayet geminin burnundan 43 metrede dibe varabildim ama 150 metrelik bir dalış yapmış gibi hissettim. Müthiş zor ve yorucu bir dalış günüydü ama bir o kadar da eşsiz bir deneyimdi. Bu gemide dalana dek ne kadar devasa bir kitle olduğunu gözününüzün önüne getirmek mümkün değil. Dev kitlesi, gizemli yapısı ile inanılmaz etkileyici bir görüntüye sahip. Birkaç dalış daha tamamlayınca USS Spiegel Grove batığından inanılmaz görüntüler içeren bir videoyu yakında sizlerle paylaşacağız. Bu gerçekten dünyanın inanılmaz bir dalışı.

Proje Günlüğü – 12 Haziran 2012: “Batıklar”

 
 

Sevgili dostlar,

Geçen hafta büyük olaylarla doluydu. İlk olarak bir ekip toplantısı yaptık. 2 aydır ilk defa ekibimizin tamamı biraraya geldi. Önce Rudi’nin büyük ustası olduğu şarap ve çeşitli otlarla pişirilen deniz ürünü ve tavuklu İspanyol pilavı (paella) ile başladık. Bunun yanında birkaç şişe Rioja İspanyol şarabı ve bir şişe, trakyadan çok güzel bir Türk şarabı içtik. Ardından iyice ayılmak için kahvemizi içip konularımızı konuşmaya başladık. Nick Pasifik’te Papua Yeni Gine’den daha yeni dönmüştü, orada da hava burada Atlantik’te olduğu gibi kötü, deniz bulanıkmış. Genelde bu bölgede pek rastlanmayan bir durum. Dolayısıyla bu mesafeye tüm ekibimizle yakın zamanda bir seyahat planlamanın anlamsız olduğuna, istediğimiz görüntüleri alamayacağımıza karar verdik. David, Batı Karayip bölgesindeydi, dalış cenneti olan Cozumel’in bile yavaş yavaş düzelmeye başladığını ama oranın da kötü görüşten etkilendiğini söyledi. Projemiz ile ilgili de programın gerisinde kaldığımızı hatırlayarak en son çekmeyi planladığımız “Batıklar” ve “Mağaralar” bölümlerini ilk iki bölüm yapmaya karar verdik.

Ancak görüntülemeyi planladığımız batıklar oldukça derin. 30-50 metre arasında ve bu derinlikte genellikle görüş daha sığ mercan kayalıklarına göre çok daha iyi. Aynı şekilde gitmeyi planladığımız mağara sistemlerinde de genellikle görüş 40 metrenin üzerinde. Ama iyi haber kötü habersiz gelmiyor tabii. Bunlar şüphesiz çekeceğimiz en zor bölümler olacak. Bu nedenle ilk planımız bu bölümleri sona bırakmaktı. Böylece diğer bölümlerde yaptığım dalışları antrenman olarak kullanıp bu zor dalışlara hazırlanacaktım. Ekibimiz de aynı şekilde prosedürlerimize iyice adapte olmuş zor dalışlara hazırlanmış olacaktı. Bu bölümleri öne alıyor olmamız sebebiyle geçen hafta antrenman zorluğumu ve yoğunluğumu ciddi miktarda arttırdım. Bir örnek vermek gerekirse, bir Batık bölümü çekiminde çok muhtemelen her dalış günü 30-45 metre arası derinliklere 20-30 tane dalış yapacağım. Batığın bir noktasına dalış yaptıktan sonra akıntı muhtemelen 80-100 metre ileride yüzeye varmama sebep olacak. Bir sonraki dalışım için başlangıç noktasında geri yüzmem, bunu da tekrar tekrar yapmam gerekecek. Bu da neredeyse imkansız olacak derecede yorucu bir iş. Bu nedenle yüzey güvenlik dalgıçlarımız çıktığım noktada beni karşılayıp başlangıç noktasına gitmeme yardım edecek ki bir sonraki dalış için biraz dinlenebileyim o sırada. Bu kadar dalışı tamamlamak için derin dalgıçlar muhtemelen 3 saatlik bir dalış yapacak, bunun 45-60 dakikasını dipte geçirip ardından uzun bir dekompresyon yapmaları gerekecek. Ertesi gün aynı şeyleri baştan tekrar edeceğiz. Oldukça zor olmasına karşın programımızı çok aksatmamak için en iyi seçeneğimiz bu bölümlerle başlamak. Bu nedenle geçen haftasonu 2 tane batığa gidip malzememizi, prosedürlerimizi, su kalitesini test ettik. 3 fotoğrafta 1942’de Key Largo açıklarında bir alman u-boat denizaltısı tarafından batırılan bir İngiliz gemisi Benwood’u göreceksiniz. Daha derin fotoğraflar da Spiegel Grove gemisinden. Boyu 156 metre olan bu koca batık dünyanın en büyük yapay resifi olarak biliniyor. Spiegel 2002 batırıldı ve amaç dibe baş yukarı bir şekilde oturmasıydı ama malesef yan yattı. 3 yıl sonra Dennis kasırgasının inanılmaz dalgaları 40 metre derinlikteki bu gemiyi bile etkileyerek başta planlandığı düz duruma getirdi. Göreceğiniz gibi müthiş güzel bir bebek “Goliath” orfozunu takip ediyorum bu batıkta. Fotoğraftaki muhtemelen 3 yaştan daha genç ve 130kg civarında.

Herşey planladığımız gibi giderse “Batıklar” bölümümüzü en fazla 5 hafta içinde tamamlayacağız, ve emin olun, kaçırmak istemeyeceksiniz. Bir sonraki yazımızda buluşmak üzere.

Yasemin Dalkılıç

Proje Günlüğü – 10 Haziran 2012: “Mağaralar, Tüneller ve Kavisler”

 
 

Kuzey Florida Keys sularının mercan kayalıklarında karşılaştığımız yüzlerce mağara, geçit ve tünelde dalarak çok eğleniyor, hayran kalıyoruz. Bu yerler 6-8 metre derinlik ortalaması ile oldukça sığ ama olağanüstü mercan oluşumu, batıkları ve bereketli sualtı canlıları ile ünlü. Tahmin edebileceğiniz gibi bu kadar sığ olması sebebiyle yüzyıllar boyunca hazine dolu İspanyol kalyonlarından, pekmez varilleri taşıyan ve dolayısıyla ünlü Molasses Reef’ine isim veren iç savaş gemisine kadar pekçok gemi burada battı. Okyanusların karşı karşıya kaldığı ekolojik dengesizliğin dorukta olduğu bu dönemde bu bölge çok hassas bir dengeyi rahatça gözlemlememize sağlıyor. Yoğun tekne trafiği sonucu damir atılması ve dikkatsizce pervanelerin çarpması ile zedelenen mercanlar, asit yağmurları ve kasırgalar gibi pekçok zedeleyici durum ile karşı karşıya bu bölge. Bu yıl dalışlarımızda da bu sebeplerle, oldukça sık kötü hava ve bulanık sualtı gibi kötü şartlarla karşı karşıyayız. Fakat çok bol olan canlı çeşidi, miktarı ve mercan çeşitliliği sayesinde güzel sonuçlar alma konusunda ümitliyiz.

Proje Günlüğü – 10 Haziran 2012: “Antrenman”

 
 

Dalışlarımızın gidişatından öte, antrenmanım konusunda farkına vardığım bir konuyu sizlerle paylaşmak istiyorum. 10-20 yaş arası serbest daldığım dönemde en büyük antrenmanım dalmak, dalmak ve mümkün olduğunca çok dalmaktı. Bu hem tekniğimi geliştirmeme hem de dalış için kullandığım kas gruplarını güçlendirmeme yardımcı olmuştu. Bu sayede yaz boyunca, tüm gün 30-40 metrelere defalarca uzun dalışlar yapabiliyordum. Fakat 50 metreden öte derinliğe bir tane bile dalış yapamıyordum. Derinlik rekorları konusunda daha ciddileştiğim dönemde Rudi ile tanıştım ve daha derine gitmek istiyorsam, antrenman sistemimi tamamen değiştirmem gerektiğini söyledi.

Yaptığımın 400-800 metre koşularında uzmanlaşmış bir orta mesafe koşucusunun yaptığına benzer bir antrenman olduğunu, bu kişinin pekçok 100 metre koşusunu kaldırabileceğini ama rekortmenler kadar hızlı koşamayacağını hatırlattı. Bense bir kısa mesafe koşucusu gibi olmalıydım. Sadece 1-2 tane 100 meter koşusu koşabilen ama bunu çok daha hızlı yapabilenler gibi. Youtube’a gidip Usain Bolt’un Olimpiyattaki 9.58’lik koşusundan sonra röportajını izleyin, 20 dakika sonra bile nefes nefese, hala zor konuşabilmekte. Bu dediğimin birebir bir örneği. Vücut nicelik değil nitelik üzerine uzmanlaşmış durumda. Pekçok %70 kapasite performans için değil %300 kapasite bir tek performans için. 1999’daki ilk rekorumdan beri 13 senedir yaptığım antrneman buydu. Şimdi tekrar bunun tersini yapmam gerekli. Bu proje için çok derin olmayan derinliklere, defalarca dalış yapmam gerekiyor. Şimdiye kadar yaptığımız dalışlarda da kolayca yorulduğumu fakrettim. Bu nedenle bu proje için antrenmanımı değiştirmem gerektiğini farkettim. Bu tip antrenman daha zaman alan ve bir parça sıkıcı nitelikte ancak planlarımda yeni bir dünya rekoru olmadığını hatırlayarak bu projenin gereksinimlerini rahatça karşılayacak bir performansa ulaşmak adına yüksek performansımdan fedakarlık edebilirim.

Proje Günlüğü – 22 Mayıs 2012: “Veee kalkışa geçtik!”

 
 

goliath1Aynı NASA spikerlerinin roket havalandığında dediği gibi, kalkışa geçtik ve nihayet çekimlere başladık! Çok heyecanlıyım!

Haftalardır Karayipler ve Pasifik Okyanusu civarlarındaki havayı takip edip her gün her gün kötü hava haberi alarak bu bölgelere planladığımız çekim seyahatlerini ertelemek zorunda kaldık ve sonuç olarak daha yakınımızdaki bölgeler ile çekimlere başlamaya karar verdik. Miami’nin çok ünlü ve güzel dalış noktaları ile başladık fakat kötü hava sebebiyle sualtı o kadar bulanıktı ki, görüntüler kabul edilebilir değildi. Bu nedenle Florida Keys ile devam etmeye karar verdik ve nihayet görüntü alabilmeye başladık. Keys’de hava çok daha iyi değil aslında ama su daha net ve dalış noktası çeşitliliği daha fazla olduğu gibi dalış noktaları karaya daha yakın, bu nedenle iyi havaya denk geldiğimiz en ufak aralığı bile hemen değerlendirebiliyoruz. 24 saat radarları takip ederek 1-2 saatlik sakin sayılabilecek bir deniz gördüğümüz anda hemen hazırlanıyoruz, karadayken dalış elbiselerimizi giyip malzemelerimizi kuşanıyoruz ve dalış yerine varır varmaz suya atlayabiliyoruz. Bu nedenle teknemizi, dalış kompresörümüzü, video montaj sistemlerimizi Keys’e aktardık. Çok rahat bir düzen değil bu bizim için, özellikle oyuncaklarının çoğu ve konforundan uzak kalan kızımız Lara için ama o da değişik ortamdan hoşlanmış gibi gözüküyor. Nihayet güzel görüntüler ile eve dönüyoruz ve projemiz resmi olarak yol almakta!

trumpetfishDünyanın çeşitli yerlerindeki dalış merkezleri ve arkadaşlarımızla konuştuğumuzda herkes bunun çok uzun zamandır görülen en kötü sezon olduğunu söylüyor. Dalamadığımız bu dönemde, en azından birkaç gün bir diğer büyük tutkum olan kayak yapmak için kayak merkezlerini aradığımda hiç kar kalmadığını ve 28 yıldır kayak merkezleri için çığ, kötü rüzgar ve az kar sebebiyle en kötü sezon olduğunu söylediler. Sualtı da çok farklı değil. Aralıksız yağmur ve güçlü rüzgarlar müthiş dalış yerlerimizi kötü etkiledi. Florida Keys’deki dalış noktalarında su hiç olmadığı kadar bulanık. Sonuç olarak çektiğimiz görüntüler de dilediğimiz kadar net değil, ama bu çevreye verdiğimiz zararın denizlerimize olan etkisinin çok net bir ispatı. Diğer yandan Keys’in ünlü sualtı canlılarının çeşitliliğinde pek bir eksilme yok ve daha şimdiden müthiş Goliath orfozlarıyla (Epinephelus Itajara) birkaç kez karşılaştık. 2.5metre boy ve 350kg ağırlığa ulaşabilen bu canlılar devasa cüsseleri ile ünlüdür ve görenleri hayrete düşürür. Fotoğraftaki orfoz bir bebek sayılabilecek yaşta, 70kg civarında.

Gelecek haftanın raporunda buluşmak üzere.

Yasemin Dalkılıç

Proje Günlüğü – 25 Nisan 2012: “Suya girmek için uzun bekleyiş”

 
 

Sevgili dostlar, proje günlüğümüze hoşgeldiniz. Durumumuzu çok uygun bir şekilde açıklayan “Suya girmek için uzun bekleyiş” başlığı ile yazımıza başlıyoruz, çünkü son 3 aydır tek yaptığımız şey bu. Programımızın oldukça hırslı programı dünyanın çeşitli yerlerine pekçok seyahat gerçekleştirmemizi gerektiriyor. Çekimlerimizin de çok büyük bir kısmı Karayipler ve Günay Amerika’nın Atlantik yakasında yer alacak. Amacımız merkez noktamıza çok yakın olan bu yerlerdeki dalışları bahar aylarında gerçekleştirmekti. Buraları bir parça biliyorsanız burada 4 mevsim olmadığını da biliyorsunuzdur. Burada mevsim sadece sıcak, daha sıcak, daha az sıcak ya da çok sıcak. Fakat Şubat’tan Mayıs’a kadar genelde ısı biraz daha düşüktür, buna bağlı olarak yağmur ve rüzgar da azdır, dolayısıyla çok uygun dalış şartları mevcuttur. Bu dönemde turizm de yavaş olduğu için gittiğimiz yerlerde kalabalıkla boğuşmak durumunda kalmayız ve müthiş dalış yerleri sadece bize kalır. Harika değil mi?

IMG_0182Çekimlerimizde büyük ölçüde “scooter” diye bilinen sualtı motorsikletlerinden yardım alacağız. Bunlar ufak bir denizaltı gibi görünen, arkasında pervaneleri olan ve dalgıcın palet vurmadan, efor sarfetmeden sualtında büyük miktarda yol almasını sağlayan aletler. Kulağa çok eğlenceli gibi geliyor değil mi, öyle ama bundan çok daha öte faydaları var bu aletlerin. Sualtında palet vurarak yol aldığınızda, ne kadar iyi bir yüzücü olursanız olun, ya da ne kadar iyi karbon paletleriniz olursa olsun çok az yol katedebilirsiniz. Gittiğimiz inanılmaz dalış noktalarının sadece genel hatlarını göstermek yerine mümkün olduğunca fazla yerini fazla açıdan görüntüleyebilmek istiyirouz. Bu sayede çok daha fazla canlıyı, anı, ilginç durumu yakalma şansımız olabilecek. Diğer yandan Yasemin bir serbest dalıcı olarak bizim gibi ekstra malzemenin ağırlığı ile boğuşmak zorunda değil ancak ne olursa olsun pekçok dalış sonrasında o da epeyce yorulacak. Bulmacamızın en önemli parçası olduğunu hatırlayarak Yasemin’in oldukça iyi formda ve dinlenmiş olmasını sağlamak istiyoruz. Bu nedenle zaman zaman kimi suüstü kimi sualtında dalış yerinin bir kısmından diğerine geçmek için Yasemin bu harika aletlerden yardım alacak. Biz de ağır kameralarımız ve dalış malzemelerimizi bu aletlere takarak çok yorulmadan yol alabileceğiz. Son olarak bu sualtı motorsikletileri iki diğer çok önemli amaca hizmet edecek. Birincisi üzerlerine kameralarımızı monte edip çok geniş açılı, epeyce yol katedebildiğimiz olağanüstü görüntüler elde edebileceğiz. İkinci ve en önemli amaç ise güvenlik. Yasemin’e ihtiyaç duyması halinde hemen ulaşmamızı ve yüzeye götürebilmemizi sağlayarak risklerimizi ciddi miktarda azaltacak. Sonuç olarak bu aletler harika ama kötü havayla bunun ne alakası var?

Bunlar çok ağır aletler. Turistik dalış merkezlerinde bu tip aletler gördüyseniz bizim kullanacaklarımız onlar gibi değil. Hayati risk söz konusu olan, çok zor ve kritik dalışlar için profesyonel dalgıçlar tarafından kullanılan seviyede aletlerden söz ediyoruz. Örneğin mağara dalgıçları 5 ile 20 saat (evet doğru duydunuz 20 saat!!!) süren ve yüzlerce kilo ağırlık taşıdıkları dalışlarda bu aletlerden yardım alıyorlar. Biz de scooterlarımıza dalış malzemesi, 4 set ağır ışık sistemi, bir 2D, bir 3D kamera monte ettiğimizde 115 kg civari bir sistem oluyor her biri. Bunları suya indirmek ve sudan alabilmek için sakin deniz koşullarına ihtiyacımız var. Bu projede amacımız daha önce defalarca gördüğünüz görüntüleri değil, çok farklı, özel ve güzel görüntüleri çekebilmek. Bunun için de bu özel malzemelere, kameralara hem çekim hem güvenlik için ihtiyaç duyuyoruz. Sualtında ortaya koymaya çalıştığımız bu kompleks dansı sergileyebilmek için uygun hava koşulları gerekli. Şimdiye dek de hava bizim yanımızda olmadı. Aslında deniz koşulları ne zamandır o kadar kötü ki, bu derece kompleks bir alt yapıya ihtiyaç duymasak bile muhtemelen düzgün bir çekim yapamazdık. Fakat iyi haber, hava yavaş yavaş düzeliyor gibi. Umarız bir aksilik olmaz ve önümüzdeki günlerde çekimlerimize başlayabiliriz. Bizi takip edin!

Rudi Castineyra

Proje Yöneticisi

“The Amazing Dives of the World” projemiz için desteğinizi bekliyorum!

 
 
“The Amazing Dives of the World” yani Dünyanın İnanılmaz Dalışları adlı yeni projemizi sizlere duyurmaktan mutluluk duyuyorum. Projemiz denizlerimizin çok hassas durumuna dikkat çekmeyi hedefleyen 6 bölümlük bir belgesel dizisi. Dünyamızı gelecek nesiller için koruma konusunda büyük bir sorumluluğa sahip olduğumuza içten inanıyorum. Dünyamız tek sahip olduğumuz şey. Sağlıklı bir gezegen olmadan hayat devam edemez ve o gün geldiğinde gündemimizi her an dolduran devlet, politika, din gibi konular tamamen önemsiz olacak. Denizlerimizin her gün karşı karşıya kaldığı tahribat konusunda da oldukça endişeliyim. En fazla 10 yıl önce daldığım yerler kirlilik, aşırı avlanma ve artan ısı sebebiyle artık tamamen yok olmuş durumda. Bilim adamları bu hızda devam edilirse, 50 yıl içinde denizlerdeki canlıların çok büyük bir kısmının yok olacağına inanıyor. Birçok canlı bundan daha da kısa bir sürede yok olmuş olacak. Bu nedenle, kızımız Lara’nın bir yunus, balina ya da mercan kayalıklarının mücizesine belki asla şahit olamayacak. Rudi ve ben bunu farkettiğimizde bu belgesel dizisini çekmeye karar verdik. Paylaşacağımız heyecan verici görüntüler sayesinde denizleri koruma mücadelemize mümkün olduğunca çok kişinin katılması için ilham vermek istedik.
Bu programda kimi daha önce hiç görmediğiniz yerleri, ekosistem ve canlıları, kimi bilinen yerleri kendi perspektifimiz ile göstereceğiz. Benim gibi, bir serbest dalıcı kabarcıkların sesi ya da tüpünün ağırlığı olmadan, sessizce sualtının bir parçası olabilir. Benimle beraber şimdiye kadarki tüm rekorlarımı çeken Ideas in Blue’nun kameramanları, çoğu zaman serbest dalarak beni takip ederek sizlere inanılmaz görüntüler ulaştırmamızı sağlamaya çalışacak. Tabii ki güvenlik dalgıçlarımız da bu dalışlar sırasında bizi kollayacak.
Bu rüyamızı gerçekleştirmemizi bu projede ortağımız ve sponsorumuz olan Cantek Soğutma Sistemleri sağlıyor. %65’e ulaşan enerji tasarrufu ile enerji problemimize önemli bir çözüm sunan makinalar üreten Cantek’in sloganı “Enerjini Doğru Kullan”. Enerji tüketimi konusunda çok büyük bir rolü olan soğutma endüstrisinde önemli ihtiyaçları karşılarken, bunu doğaya en az zarar verecek şekilde yapmak üzere geliştirilmiş ürünler üretmek, geleceğimiz için çok önemli bir adımdır. Enerjini doğru kullanmak özellikle rekor denemeleri söz konusu olduğunda, serbest dalış sporunun özü olarak değerlendirilebileceği için Cantek ile büyük bir yakınlık hissediyorum. Bu benzerliğimizi simgelemek adına her bölümde “The Performance Challange” adını verdiğimiz performansa dayalı bir kızım olacak. Bu kısımda farklı koşullar altında birbirinden ayrı, eşsiz ve ilginç hedeflere ulaşmak üzere zor dalışlar gerçekleştireceğim. Tabii ki bu hedelere ancak enerjimi çok doğru kullanarak ulaşabileceğim. Bu çabalarım ile herkesin denizlerimizi koruma konusunda kendine düşeni yapması için ilham vermeyi umuyorum. Bu belgeselin kısa versiyonları websitelerimizde gösterilecek, tam versiyonlarının da TV kanallarında gösterilmesi için görüşmelerimiz devam ediyor. Sizlerle sık sık gelişmeleri fotoğraf ve yazılar ile paylaşacağız. Ortaya çıkan programı da izlemekten bizim çekerken aldığımız kadar keyif alacağınızı düşünüyorum.
Önemli mesajımızı mümkün olduğunca çok kişiye ulaştırbilmek için bu yazıyı beğenerek veya paylaşarak bize destek olun!
Enerjinizi Doğru Kullanın!
Yasemin Dalkılıç

Suya geri dönüyoruz!

 
 

Herkese merhaba, bu siteye yeni bir yazı ekleyeli neredeyse bir seneden fazla oldu. Oldukça uzun bir süre. Çoğunuzun bildiği gibi 12 Şubat 2011′de kızımız Lara dünyaya geldi, ilk doğumgünü de yaklaşmakta. Bu son yıl içerisinde eşim Rudi ve ben yeni anne-baba olarak rollerimizin harika bir şekilde tadını çıkardık. Pekçok uykusuz geceye, ağlamalara, sosyal hayatımızdan verdiğimiz ödünlere rağmen her dakikası büyülüydü sanki bizim için. Tüm rekorlarla, dünyanın çeşitli yerlerine seyahatlerle ve yaşadığımız harika maceralarla karşılaştırınca Lara’nın şimdiye kadarki en içaçıcı başarımız olduğunu söyleyebiliriz. Fakat tabii ki dalmayı özlüyoruz, oldukça da fazla. Denizin vücudumuzun her hücresini kendine çektiğini, bizi çağırdığını hissediyoruz. Lara zaman zaman teknede ya da bizden uzak vakit geçirebilecek kadar büyüdü, artık o çok sevdiğimiz mavi dünyaya dönebiliriz. Bizi takip edin, önümüzdeki iki sene için müthiş bir projeye hazırlanıyoruz. Sahibi de aynı bizim gibi deniz ve doga tutkusu ile dolu, “Enerjini Doğru Kullan” sloganı ile tanınan Cantek Soğutma sponsorluğu ile yola çıkacağımız ilk projemizi pek yakında duyuracağız. Nihayet suya geri dönüyoruz!

Lara ile tanışın!

 
 

Sizlere Rudi ile beraber hayatımızın en önemli projesi üzerinde çalıştığımızı bildirmekten mutluluk duyuyorum. Son 4 ay boyunca büyük bir özenle baktık, büyümesini takip ettik ve gelişiminin sağlıklı bir şekilde süregeldiğini öğrendiğimiz bu noktada bu haberi paylaşmaya karar verdik. Henüz 16 haftalık olan, ismini “Lara” seçtiğimiz kızımızın Şubat 2011′de doğması bekleniyor. (more…)